Arsiv 'Cemaatler, tarikatlar' Category

Alparslan Türkeş Mehmet Feyzi Efendi’yi Anlatıyor!

Alparslan Türkeş Mehmet Feyzi Efendi’yi Anlatıyor!

Merhum Alparslan Türkeş, Üstadlar’ın üstadı Bediuzzaman Said Nursi Hazretlerinin en büyük talebelerinden Mehmet Feyzi Efendi ile Kastamonu’dayken yaşamış oldukları hatıraları anlatıyor. Hatıralar arasında birlikte yaptıkları hac da mevcut.

Mehmet Feyzi Efendi’nin bir özelliğini daha söyleyeyim. Askerliğini sakallı olarak yapan tek zattır kendileri! Çok büyük bir veli iken Üstad Hazretleri’nin emriyle Koca bir Üstad’a bağlanan ve koskoca şahs-i kemalatları, yalnızca aciz bir Risale-i Nur talebeliğine değien Mehmet Feyzi Efendi’nin Allah ruhunu şad etsin.

Tarikatlara başka bir terbiyesizlik!

Tarikatlara başka bir terbiyesizlik!



Geçenlerde Google’da dolaşırken izlerdedektiflik.com adında bir site gördüm. Bir dedektif firmasıymış. Baktım bilgilerine yasal, yeri de Bakırköy’de, telefonları da mevcut.

Sitesinde yazılanlara göre, karı-koca takibi, adres tesbiti, kişi takibi vs. yapıyorlarmış. İstediklerini yapsınlar, işim olmaz zaten de, öğrenci takibi de yapıyorlarmış. Benim de ilgimi çekti. Okuyayım dedim! Ne göreyim, tamamen bir terbiyesizlik, hakaret! Siteden alıntı, aynen şöyle yazıyor:

DİKKAT>>>>>anne ve babalar yukarıda saydığımız olaylar tamamıyla bizim çocuklarımıza gençlerimize adapte edilip beyni yıkanarak masum ve tertemiz çocuklarımızı kirleterek menfaat sağlamaya çalışan çeteler tarafından kandırılmaktadırlar.
İlkokullarımıza kadar giren uyuşturucu tacirleri, tarikatlar, kadın tacirleri, kap kaç çeteleri, hırsızlık çeteleri, pkk yandaşları, hızla yayılarak çocuklarımızı ve gençlerimizi içinden çıkılmaz bir batağa sürüklemektedirler.

Yani firmanın sahibi beyefendiler, üç kuruşluk insan değil aralarında yerde iken Arş- Azâm’ı müşahede eden İmam-ı Rabbanî, Gavslar’ın Gavsı Şah Abdulkadir Geylanî gibi en büyük İslam müctehidlerinin peygamberimizden aldıkları derse binâen izledikleri yolu, böyle üç kuruşluk insan diyemeyeceğim bozuntular, kadın tacirleriyle, hırsızlık çeteleriyle, pkk yandaşlarıyla bir tutuyor. Birileri Arş-ı Azâm-ı müşahede ederken, (oralar, Amerika’nın üstü bir yerler oluyor!) diğerleri büyük bir İslam hakikatına, böyle rezil bir hakaretle saldırıyorlar.

Ben de şunu diyeyim, tarikatı zehir tâcirleriyle bir tutanlar vatan hainidir, İslam düşmanıdır. Bu vatanda yatan milyonlar velâyet makamı kazanmış şehitlerimizin kemiklerini sızlatan insanlardır. Ayrıca daha da ileri giderim ki, bunu söyleyen insanlar, zehir tâcirlerinden daha da beter insanlardır. Çünkü zehir tâcirinin amacı para kazanmak, insanın öbür dünyasını da götürür ama tâcirin amacı itibarıyla sadece kişinin bu dünyasını zedelemektedir. Ancak, böyle insanları, zehir tâcirlerinden daha beter görüyorum. Çünkü, insanın iki cihanını zindan etmek için çabalarlar.

Eğer bu firma samimî olsa sitesine, “amacından sapan tarikatlar” tarzında yazar. Buna bir şey diyemem. Tarikatların bir kısmı, ne yazık ki sapık görüşlerle karıştırılıp yoğurulmuş. Ancak direk olarak tarikat yazması, çok büyük bir düşmanlık ve Türk Anayasası’na göre suçtur! Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bile kabul ettiği tarikatlar için, avukat olsam, yeminlen gider dava açarım bu firmaya. Kazanacağımdan da eminim! Çünkü din işi olduğu için, mahkeme Diyanet’ten komisyon raporu ister. Rapor gelir ve iş biter! Ama, böyle serseri kafalı insanlarla uğraşmaya bir saniyelik vaktim yok ne yazık ki! Allah akıl-fikir versin! Bu dünyada denetlersin, öbür dünyada…

Rahat bırakın, İsmailağa cemaatini!

Rahat bırakın, İsmailağa cemaatini!

Medyaya ne olmuş ki, İsmailağa İsmailağa deyip duruyor? Ne var bunlarda? Öcü mü bunlar? Sahtekar mı bunlar? Hain mi bunlar? Dolandırıcı mı bunlar? Yoksa, süper eğitim sisteminizdeki gençlerin, %60’ının eroin kullanmalarını tavsiye edenler bunlar mı? Niye ki bu insanların üzerine gidiyorsunuz? Cübbeli Ahmet gibi cahil bir adamın haberlerini yayınlayarak, niçin bu insanları kötülüyorsunuz?

Mahmut Efendi Hazretleri, öcü mü? Serseri mi? Riyakar mı? Hain mi? Gaddar mı? Dinsiz bir kafir mi? Haşa binbir defa haşa! Peki, neden bu medya bozuntuları, bu asırda bile Asr-ı Saadet’i yaşamak isteyen nu nurlu insanlara saldırıyor? Bu kin, bu hainlik, bu öfke niye?

Yıl 1950ler, Üstadlar’ın Üstad’ı, Üstad Bediuzzaman mahkemede idamla yargılanıyor. Suçu ne peki? Devlet aleyhinde dernek, cemaat vs. kurarak, ülkenin nizamını değiştirmeye yeltenmek? Veya bu mealde bir şey. Peki ne oluyor? O mübarek belde Afyon’da, o celse sırasında, yer titriyor, zelzele oluyor. Adeta yer, dile geliyor. Adeta, “bu vatanın en büyük muhafızlarına, en büyük vatanseverlerine böyle bir isnada nasıl bulunabilirsiniz”, diye zemin dile geliyor. Sonuçta ne oluyor, aslanlar gibi beraat ediyorlar. Adil Türk mahkemeleri, adil kararlarını veriyorlar.

Peki, o zaman bu Asr-ı Saadet taifesinin düşmanı kim? Yine basın, yine medya. Sadece ufak-tefek isimler değişmiş, o kadar.

Elli sene geçti, o zamanlardan. O zamanları arayacak, zamanlarımız bile oldu. Peki ne değişmedi? Ne değişmeyecek? Allah’ını kitabını, vatanını, milletinin, devletini seven, sayan, en büyük hizmetini onlara yapan insanlarla, arkadan laf koyan, önden konuşmaya korkan, korkak, ehl-i gıybet, çirkef, ehl-i dalaleti temsil eden mikroplar.

Bu iki sınıf, inşallah değişecek. Allah o günleri de gösterecek.

Ancak, şimdiki haliyle iki sınıf değişmemiş. Sadece isimler değişmiş. Sedat, Erol olmuş, Coşkun, Mehmet olmuş. Şemsi, Şevket olmuş Ama, kafalar aynı. Aynı zihniyet. Aynı saldırılar. Aynı namertlikler. Aynı beyinsizlikler. Aynı safsatalar…

Çok küçük bir sözüm daha var. Sahabeler, Uhud’da, Bedir’de, karşılarındaki akraba ve komşularından oluşan müşriklerle karşı karşıya gelince, iki parmaklarını onlara doğru kaldırırlarmış. Yani, “Bizim iki dünyamız var. Biri bu dünya, diğeri ahiret. Siz ise geçici dünyanızla baş başasını, derlermiş..

Evet, ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet, sizin bir dünyanız var. O da şu geçici dünya. Karun kadar hazinen, Lenin kadar zulmün, Amerika kadar silahında olsa, sizin de tek dünyanız var. Öteki dünya bizim ve tüm inananların!

Gazeteler, başbakanlar, cumhurbaşkanları, devletler, ülkeler, sanatçılar, soytarılar, hepsi fos

Gazeteler, başbakanlar, cumhurbaşkanları, devletler, ülkeler, sanatçılar, soytarılar, hepsi fos

Niye fos biliyor musunuz? Niçin beş kuruş etmediklerini biliyor musunuz? Evet edemezler, beş kuruş bile edemezler. Çünkü, benim peygamberim demiş ki, “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir”. Yani, gerisi hikaye.

Televizyonda çıkıp halkın sevgilisi yapılan sanatçı bozuntuları, dünyanın en iyi insanları (!) olarak gösterilen cumhurbaşkanları, başbakanlar, milletvekilleri, televizyonda günboyu rezalet programlar sahneleyen medyacı bozuntuları, saçma sapan işlerle uğraşan gençlik, saçma sapan kitapları satan kitabevlerinin sahipleri, din düşmanlığı yapan zavallı öteleri, vatan hainleri, bozguncular, kültür, sanat yaptığına inanan sanatçılar, ressamlar, heykeltraşlar, ocular, bucular, en dindar gazetelerde siyaset yazan köşe yazarları, hepiniz hiçfarketmez, eğer hadisteki gibi, Kur’an-ı öğrenen ve öğreten veya yolunda olan değilseniz, o zaman fossunuz fos!

Peki kimler fos değil. Kimler mi?

* Vatan haini gibi gösterilen, İsmail Ağa Cemaati’ne mensup, kırk-elli yaşlarında bile ellerinde Arapça risalelerle Kur’an tahsili yapan insanlar.

* Vatan haini gibi gösterilen, Fethullah Hoca Efendi’nin kurulmalarına sebep olduğu evlerde, Kur’an ilmi tahsil eden gencecik yavrular.

* Süleymancılar diye tabir edilen, yurtlarında her yaştan genç ve insanlara Kur’an tahsil ettiren ve etmelerine sebep olan insanlığın göz bebekleri.
* Üstadlar’ın Üstad’ı Bediuzzaman hazretleri’nin bugün binleri geçmiş Nur Dershaneleri’nde, Kur’an-ı Kerim derslerini hiç aksatmadan hergün yapan Nur kahramanları.

* Gariban Doğu halkının, büyükşehirlere iş bulmak için gittiği zaman, onlara kapılarını açarak, onları şehrin ahlaki çöküntülerinden, rezaletlerinden kurtararak himaye edip, Kur’an’ı dinlettiren ve Kur’an’ı okutturmalarına vesile olan, dergah veya tarikatlara mensup sağlam insanlar.

İşte yukarıdaki, beş farklı tarzı bizzat yaşadım, gördüm. Ve, iyi bir araştırmadan sonra bu grupları yazıyorum. Bunlari hikaye değil.

Benim peygamberimin nazarında, vatan haini olarak gösterilen bu beş sınıf, dünyanın en hayırlı insanlarıdır. Ne demiş, Rasulullah, “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenne ve öğretendir”. Yani, bu beş sınıf, insanların en hayırlısıdır.

Peki diğer meslek grupları. Onlar nedir? Onlar da bu yoldaysa, “Halka hizmet, hakka hizmettir” prensibindeyseler, onlar da gazeteci, yazar, sanat ehli, öğretmen vs. ise onlarda insanlığın en hayırlılarıdır.
Peki geride kalan avaneler, kartel medya tarafından önümüze sürülen yazarlar, çizerler, ozarlar, yutarlar, ozanlar, şarkıcılar, türkücüler, ressamlar, düşünürler, onlar neler? Başta dedim ya, onlar hiçbirşeyler. Evet, hiçbirşey. Koskoca bir hiçbirşeyler! Yani koskoca bir foslar!




Son Eklenenler

RSS

Kategoriler



Veri Tabanları



Arsiv








website counter