Risale-i Nur sahibi Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Eddai adlı şiiri, inanılmaz bir şiir. İlk okuduğum zaman, hayatımda bu denli dokunaklı bir şiir duymamıştım diye hissetmiştim.
O kadar hüzünlü bir ifadeyi, müthiş bir ümitle bitiren emsalsiz bir şiirdeki bazı gerçekleri, bir kaç ay önce bu şiir için hazırlanan bir video ile anladım.
Şiir şu:
(*) Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Said’den yetmiş dokuz emvat (**) bâ-âsam âlâma.
Sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taýş.
Beraber ağlıyor (***) hüsran-ı İslâm’a…
Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla
Revanım sâha-i ukba-yı ferdâma…
Yakînim var ki: İstikbal semavatı ve zemin-i Asya
Bâhem olur teslim, yed-i beyza-yı İslâm’a.
Zira yemin-i yümn-ü îmandır
Verir emn-ü eman ile enâma…
__________________________(*) Bu kıt’a, onun imzasıdır.
(**) Her senede iki defa cisim tazelendiği için iki Said ölmüş demektir. Hem bu sene Said yetmişdokuz senesindedir. Herbir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak.
(***) Yirmi sene sonraki bu şimdiki hali, hiss-i kablelvuku’ ile hissetmiş.
Manidar çok şey var bu şiirde. Örnek olarak 80 yaşında vefat edeceğini hissetmiş ve gerçekten de öyle olmuş.
69 yılında çıkan meşhur Salname adlı eser, millyetçi-muhafazakar-dindar bir kaç kişi tarafından çıkarılmış bir eserdir. Bu eser, 69 yılının yıllığı tarzında çıkarılmış olup, eserin son sayfasına bu şiir konulmuş ve şöyle denilmiştir.
Kısa bir yorum: Nâzmı andıran bir vezin, nesire benziyen bir nâzım üslubuyla söylenmiş şiirde yarım asra kadar yakın bir zaman önce ve bugüne ait bir çok hakikatlar haber verilmiş, müjdeler sunulmuş. Eddâî, hem mana hem kendine has özelliği cihetinden bir hatırayı yâd için teberrüken neşredildi.
Diyecek bir şey yok. Müthiş bir şiir. Her okuduğumda kendimden geçerim.
Benzer postalar Benzer posta yok

0 Responses to “Eddai”