Bülent Ecevit, dün gece öldü. Dün mü öldü veya daha önceden ölüpte, dün mü öldüğü söylendi bilemiyorum.
Ancak, görünen o ki, sol kesimin KaraoÄŸlan’ına, bu dünya kalmadı!
KaraoÄŸlan da, öldü gitti. Ancak, “Ahirette kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada da bıraktığın eserlere kıymet verme” demiÅŸler. Tabii, Bülent Ecevit nereye gidecek, cennete veya cehenneme! Onu bilemem. Onu, Alah-u Teala bilir ama, kesinlikle arkasından hayır konuÅŸamayacağım ölülerden biri.
Kişisel olarak baktığım anda, hafız olmamdan dolayı sekiz yıllık eğitim getirerek, yani on beş yaşından evvel din eğitimini kaldırarak, benim yüreğime çok ağır bir darbe koymuştu Ecevit ve avanesi.
Ben, Firavun’un elinde yetiÅŸen Musa gibi, hafız da oldum, mühendiste oldum çok şükür. Ama, herkes benim gibi bahtlı deÄŸildi. ÖrneÄŸin; kız kardeÅŸlerimden biri, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Çevre Müh. Bölümü’nde okuyordu. Bitirene kadar canını çıkardılar, kızcağızın! Her sabah, saat 6 civarında Yıldız’ın meÅŸhur üst geçidinden okulun bahçesine, başında eÅŸarpla giriyordu. İnÅŸaat Fakültesi binasına girince pek problem olmuyordu. Zira, bölüm baÅŸkanı müsbet bir insandı. Ancak, her sabah çekmiÅŸ olduÄŸu bu iÅŸkenceyi bizzat yaÅŸadık. Peki, başörtülü dinini yaÅŸamak isteyen gençlere bu darbeyi kim vurdu? Ecevit ve avanesi!
KızkardeÅŸlerimden birinin nasibi vardı da, mühendis oldu. Ancak diÄŸeri, imam hatip sınırına takılıp, ancak Açıköğretim kazanabildi. Serserilikten, başıbozukluktan vatana millete beÅŸ kuruÅŸ kârı olmayan tembel gençler, bir kaç tane soru çözerek üniversiteye girerken, bizimkiler ne yazık ki, Açıköğretim’le yetindi. Kendisine göre adaletmiÅŸ ama, insanlara saÄŸlamış olduÄŸu bu eÅŸitsizliÄŸi, dünyanın en adaletsiz hükümdarının bile utanacağı kararları kim aldı, kim aldırdı, kim imzaladı? Cevap, yine Ecevit!
Birinci sene, yaklaşık ikiyüz hafızın hafız olmak için çalıştığı İSMAİL AÄžA KUR’AN KURSU’NDA, mâlum menfur kararlar alındıktan sonra, ikinci sene kepenklerin indirilmesinden sadece insanlar deÄŸil, melekler, ruhaniler dahi aÄŸladı. Yer, gök titredi!?
Küre-i arzda, alem-i misalde, yerde, gökde, havada, her yerde bulunan ruhanî varlıklar, melekler, müslim cinler ve bütün müslüman insanların alakalı olduÄŸu hafızlık müesseseleri ve Kur’an eÄŸitim merkezlerine vurulan bu çok ağır darbeler, belki de başımıza gelen bazı ağır darbelere de, sebebiyet verdi.
Ancak, Kur’an-ın etrafındaki surların yıkıldığı ve Kur’anın kendi kendini muhafaza ettiÄŸi bu asırda, hiç kimse onun yükseliÅŸini durduramadı ve durduramayacak, inÅŸallah!
Ayasofya nasıl kapandı! ismailaÄŸa Kur’an Kursu’da ve diÄŸer kurslarda öğrenci sayısı onda bire inerek, adeta manen kapandı! Peki, tüm bunlara kim sebebiyet verdi? Ecevit ve avanesi!
Peki, tarikatçılara, dinini yaşamak isteyenlere, Risale-i Nur talebelerine, Süleyman Efendi talebelerine olan kini kim devam ettirdi? Cevap, yine Ecevit!
Arkasından hayırla yâd edemeyeceğim, eşsiz (unique!) insanlardan biridir, Karaoğlan!
Siyaseti sevmem. Ama, siyaset nazarıyla bakarsak, ne yaptı ki? En büyük baÅŸarısı, 1974 Kıbrıs çıkarmasına sebebiyet vermesiydi. Ama ne yazık ki, bu çıkarma baÅŸarıdan ziyâde baÅŸarısızlıktı. Sanki yeni bir Lozan gibi, kulaklarımızda, Erbakan’ın “Kıbrıs’ın her tarafını tarayalım” sözlerine, Ecevit’in “Bu kadar yeter” sözlerinin buÄŸusu ve hüznü kaldı! Bu sözler, tarih kitaplarımızda yazmasa da, yüzlerce o günleri yaÅŸayan insanlar tarafından dinlediÄŸim sözler. Bu nedenle Kıbrıs Çıkarması’na baÅŸarı bile diyemem!
Açlığın, sefaletin had safhalara çıktığı son koalisyonunda da, öz aÄŸabeyimin ÅŸu sözünü hatırlarım: “Ne zaman Ecevit gelse, bir bereketsizlik gelir, bu ülkeye. Evet, 70′lerde ismini daÄŸlara yazdım. KaraoÄŸlan, KaraoÄŸlan diye bağırırdık, gözdemizdi. Ama ÅŸimdi, ne yazık ki!”
Söyleyecek, pek sözüm yok! Ecevit benim ne gönlümde yaşayacak, ne rahmetle yâd edeceğim onu. Ne de, şu anda yaşadığım nezleden, daha önemli benim için!

0 Responses to “Bülent Ecevit öldü - KaraoÄŸlan bir devrin sonu!”