Uyduda aylardır çıkmaya başlayan Hilal Tv’de, bir program izliyorum. Bir gazeteciyi bağladılar, programa. Bir başladı konuşmaya, pir başladı.
Klasik söylemler… Yahudiler katildir, zalimdir vs… Sonra devam etti, “Hizbullah, İsrail’e karşı savaşan, büyük mücahitlerden oluşan, tam dindar, imanlı Müslüman askerlerdir” gibi, ya bu şekilde veya bu mealde sözler söyledi. Böyle insanların, Hizbullah’ı yerlere göklere sığdıramamasına şaşarım. Bu gazeteci, hangi gazetede çalışıyor bilmiyorum ama, bu sözler büyük cahilliğin eseriydi.
Oha yani! Mazereti ne olursa olsun, sivil halkın üzerine ateş atan, - ki o sivil halk Yahudi, Hristiyan, Müslüman, putperest, ateşperest, ateist, faşist, her ne olursa olsun – tam Müslüman olamaz. Hiç kimse onu savunamaz. Hiç kimse, onun yaptığına cihat diyemez. Hiç kimse, “onlar, tam dindar Müslüman askeridir”, hiç diyemez.
Ayrıca, Hizbullahçılar sunni bile değil, şiîler. Bu, benim için çok önemli değil, kesinlikle mezhep ayrımı yapmam. Peki, bu ifadeleri Hizbullah’ı övenlere söylüyorsunuz. Ne cevap veriyorlar? Hemen başlıyorlar, hikaye anlatmaya… Neymiş efendim, İsrail de masum halka ateş atıyor. İsrail, Lübnan’da ve Filistin’de, onbinlerce sivil Müslüman’ı katletmiştir. Bu nedenle, Hizbullah’ın da, Yahudi sivillerine yönelik operasyonları helaldir, vs…
Dini, hiç kimse kendine göre kullanmasın. Ben bu lafları söyleyenleri, Müslüman olarak görmüyorum. Müslüman, her zaman yapılan bu zulümlere tepki göstermelidir. Ancak, tepkimizi yapabileceğimiz kapasiteye göre belirlemeliyiz.
Peki, bir çoğumuz, ne yaptı? Bayramda mezarlarda, Ramazan ayı boyuncu ülkemizin hemen her yerinde, her vaktinde, dünyanın her tarafındaki EHL-İ İMAN kardeşlerimize dua etti. “Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da ve dünyanın diğer her yerinde zulüm altında inleyen Müslüman kardeşlerimize yardım eyle, ya Rabbi” tarzındaki dua seslerini ve o seslere Müslümanların Amin nidalarıyla verecekleri tepki, en büyük tepkidir.
Peki, biz dua ediyoruz, bizim kârımız ne? Bir kısım insanlar da Hizbullah’ı koruyor. Destek veriyor. Onların kârı ne?
Biz duamızı ediyoruz. Her şeyin sahibine, her şeyi yoktan var eden, Yahudi’yi, Ermeni’yi, Türk’ü, Kürt’ü, herkesi var eden, her şeye gücü yeten, ADL isminin tecellisiyle, kıyamet gününde en büyük mahkemeyi kuracak olan, hikmet isminin tecellisiyle şu zamanda bütün Müslümanlar’ı çok ciddi bir sınavdan geçiren ve herkesin rabbi olan Allah’a dua ederek, alemlerin Rabbine, sahibine, her şeyi bir anda infilak ettirebilecek kuvvete, kudrete sahip olan yüce Mevlamız’a dayanıyoruz, inanıyoruz, güveniyoruz ve bu nedenle dua ediyoruz.
Peki, Hizbullah’a destek verenler ne yapıyor? Ne yapacak, kula minnet ediyor. Her şeyin sahibini ve emirlerini unutuyor. Hizbullah’ı destekliyor. Allah’ın emi ve yasaklarını görmezlikten geliyor. “Bir kişi öldürmek, bütün insanları öldürmek kadar kötüdür” manasına gelen ayeti istihkâr ediyor.
Ne derim ki, buna karşı. Tek temennim, Allah akıl-fikir versin!

BAKARA SÛRESİ
(193) Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
BAKARA SÛRESİ
(216) savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.