Archive for September, 2006



Yazı tabanlı reklamlar için, teknikler

Yazı tabanlı reklamlar için, teknikler

Web sitenizi hazırladınız. Sitenizin yazı tabanlı reklamını vermek ve ziyaretçi çekmek istiyorsunuz.

Ancak, reklam vermeden önce, bilmeniz gereken bazı önemli teknikler mevcut. Şimdi, bunları inceleyelim:

1. İnsanlar, eğer ihtiyaçları varsa, reklamlara bakar ve kontrol ederler. Herhangi bir ihtiyacı olmayan bir internet kullanıcısının, reklamları kontrol ettiği pek söylenemez.

2. Reklamınızın başlığını, en güzel bir şekilde hazırlayın. Bunun için, Reklamlarınız için daha etkili başlıklar hazırlayın bölümünü okuyun.

3. Reklam yazısında, web sitenizin insanlara neler vereceğini, açıkça ifade edin. Gereksiz deyim ve sözcüklerden kaçının.

4. Reklam sonuçlarınızı kontrol ederek, bazı reklamlarınızın tıklama oranının (CTR’ının), diÄŸerlerine göre çok daha yüksek olacağını göreceksiniz. Bu nedenle, daha az tıklanan reklamlarınıza acımayın ve onları silin. Ve daha iyilerini yapmaya çalışın.

5. Reklam yazmak için, tecrübesiz iseniz, öncelikle internet üzerindeki reklamları inceleyin. Beğendiklerinizi, kendi ürün veya hizmetinize göre modifiye ederek, kendi reklamınız için kullanabilirsiniz.

6. Reklam vereceğiniz web sitelerini çok iyi seçin. Eğer, futbolla ilgili bir web siteniz varsa, bu sitenizin reklamını, bir mobilya sitesinde vermeye kalkmayın.

7. Kesinlikle, vazgeçmeyin! Reklamınızı test etmeye devam edin. Hatta, reklamınızın yazısını, tam performanslı bir şekilde deneyebilmek için, 20-30 gün uğraşmanız, size çok gelmemeli.

Mevlid-i Şerif okumayın

Mevlid-i Şerif okumayın

Günümüzde bazı kendini bilmezler, hadlerini aÅŸarak, enteresan ÅŸeyler söyleyebiliyorlar. “Mevlid-i Åžerif nedir ki, alt tarafı Süleyman Çelebi’nin bir eseridir” gibi sözleriyle, yüzyıllardır bu eseri okuyan Anadolu ahalisini tahkir ediyorlar.NeymiÅŸ, Kur’an okumak yeter, mevlite lüzum yok, gibi laflar çokcahilce. Kuran, her ÅŸeyden yücedir. Kur’anı-ı Kerim’in sadece Arapça’sının okunması bile, sevabı ölçülemeyen mükemmel bir ÅŸeydir. Ancak, Mevlid-i Åžerif, Hz. Peygamber’imizi (ASM), ami insanlara en mükemmel bir ÅŸekilde anlatan ve yüzyıllardır okunması Anadolu’da gelenek haline gelen ve insanlara din, iman, peygamberimiz, namaz, niyaz, oruç vs gibi Åžeair-i İslamiye’nin en büyükleri hakkında hem bilgi veren, hem de bunları aklı başında olmayan insanların başına bir tokmak gibi vurarak, aklını başına getiren, baÅŸtan sona Velayet makamına eriÅŸmiÅŸ, Süleyman Çelebi Hazretler’nin günümüzdeki hiç bir romanın, hikayenin, destan veya efsanelerin ulaÅŸamayacağı tarzda bir mükemmellikle ifade ettiÄŸi küçük ama dev bir eserdir.

Böyle bir eserin okunmamasını istemek ya cahilliktir, ya da altında art niyet arancak bir söylemdir. Zaten, insanlara gündelik yaÅŸamda Allah-ü Teala’yı bildiren çok fazla bir ÅŸeyin kalmadığı bir zamanda, böyle bir ÅŸeyin okunmamasını istemek, dine büyük bir saldırıdır.

Ama ÅŸunu diyebilirsiniz. ” Mevlitler’i para ile okuyan mevlithanlar ………” vs. bunu konuÅŸabilirsiniz, tartışabilirsiniz. Ancak Süleyman Çelebi’nin Anadolu’da yüzyılardır okunan bu mükemmel eserini okumak pek bir anlama gelmez, sevabı da yoktur, bu nedenle okunmasın diyemezsiniz. Sevabının olup olmadığını da öbür tarafa gittiÄŸinizde görürsünüz.

Üstadların üstadı Bediuzzaman’da, adeta böyle tartışmaların yakın zamanda çıkacağını görmüş ki, Yirmi Dördüncü Mektubun sonunda şöyle demiÅŸ :

“Mevlid-i Nebevi ile Miraciyye’nin okunması, gayet nafi ve güzel bir adettir ve müstahsen bir adet-i İslamiyedir. Belki, hayat-ı İctimaiyenin, gayet latif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir. Belki hakaik-i imaniyyenin ihtarı için, en hoÅŸ ve ÅŸirin bir derstir. Belki imanın envarını ve muhabbetullah ve aÅŸk-ı Nebeviyi göstermeye ve tahrike en müheyyiç ve müessir bir vasıtadır. Cenab-ı Hak, bu adeti ebede kadar devam ettirsin ve Süleyman Efendi gibi mevlid yazanlara Cenab-ı Hak rahmet etsin ve yerleini Cennet-ül Firdevs yapsın, amiin.” Amin.

Yedinci Teravih – Mecidiyeköy Konyalı Cami

Yedinci Teravih – Mecidiyeköy Konyalı Cami

Ramazan’ın yedinci teravihini, Mecidiyeköy Merkez Camii’nde kılmak için çıktım yola. Ancak, biraz geç kaldığımdan dolayı, Mecidiyeköy’deki bir baÅŸka camii olan, Konyalı Camii’nde kılmaya karar verdim. Ancak, camiide beklenmedik bir durumla karşılaÅŸtım.
İçeride sadece iki saf cemaat vardı. Tabi, buna epey ÅŸaşırdım. Çünkü, Mecidiyeköy’deki bütün camiilerin, hemen hemen her namazda, hatırı sayılı bir cemaati olduÄŸunu iyi bilirim.

Cemaat, farzı kılmıştı. Ben de, yatsının farzını ve son sünnetini kendi başıma kılarak teravihe yetiştim. Tekbir getirdim, teravihin ilk rekatına yetiştim. Fakat o da ne ? İmam efendi bir türlü rekatı bitirmiyor. Ben de okuduğu yerden anladım ki, bu bir hatimli teravih. İmam da yedinci cüzü okuyor. Ve cemaatin iki saflık olmasının sebebi de bu. Ayrıca, bu Ramazan, ilk defa ikişer ikişer kılınan bir teravih namazı kıldım.

Daha sonra, ilk saftakilerin önündeki paket bardak suları görünce anladım ki, ön saf, hatimle teravih kılındığını bilerek gelmiş. Yani, herşey hazırlanmıştı.

İmam efendi yaşlı bir zattı. Epey, hızlı bir şekilde sayfaları okuyordu. Çok istifade ettiğim, bir teravih oldu. Ben de yarın sabah, namazdan sonra valideye okuyacağım yedinci cüze iyi çalışmıştım. İmam da benim okuyacağım cüz olan, yedinci cüzü okuyunca, benim içinde iyi bir tekrar oldu.

Yani, ÅŸaşılacak ÅŸey. Mecidiyeköy’de bu Ramazan, sadece Merkez Cami’ne gitmeye niyetliydim. Geç kaldığım için, Konyalı Camii’nde kılmak zorunda kaldım. Ve Allah-u Teala, bana hayatımda ilk defa, bir hatimle kılınan teravih namazı kılmayı nasip etti. Allah’a şükürler olsun. İnsan, hatimli teravihten daha fazla feyiz alıyor.

Åžunu söyleyeyim. İstanbul’da hatimle kılınan camii arayan insanlar varsa, Mecidiyeköy’deki Konyalı Camii, herkese tavsiyemdir. Camii, Profilo AlışveriÅŸ Merkezi’ne gitmeden saÄŸ tarafta yer alıyor.

Mezarlık duvarlarındaki reklam panoları

Mezarlık duvarlarındaki reklam panoları

1. Levent’te, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın duvarlarında ve Mecidiyeköy’de ise Ermeni mezarlığının duvarlarında, reklam panoları mevcut. Belki de, Türkiye’nin reklam verme bakımından, en etkili iki yeri. Ancak, reklamları veren firmalar, reklam panolarının, mezarlığın hemen arka tarafında olduÄŸunu unutuyorlar galiba.

Zincirlikuyu mezarlığı Müslüman mezarlığı ve ÅžiÅŸli’de ki mezarlığın ise Ermeni mezarlığı olduÄŸunu düşünsek bile mezar, mezardır. Ve ölü, dinsiz bile – kendisine saygımız olmasa bile- olsa mezarına saygı duyulmalıdır. Ama, heyhat ! Her gün geçtiÄŸim o duvarlarda, rezalet reklamlar, o ölüleri incittiÄŸi gibi, beni de incitiyor. Reklam panolarının sahibi özel firma, böyle ÅŸeylere dikkat etmiyor herhalde. Zaten, canlıya saygısı olmayanın, ölüye saygısı olur mu? Canlıya saygıları olsaydı, sapık türden reklamları, en azından Ramazan ayında asmamaları gerekirdi.

Hani yobazlık derler ya, işte dünya yobazlığı da bu olsa gerek. Sapık bir yobazlık. Ölüye bile saygısı olmayan bir yobazlık. Televizyonlardaki reklamlar, rezalet doluyken, şehrin göbeğinde mezar duvarlarında bulunan reklam panolarının hali de işler acısı. Buna, en kısa sürede çözüm bulunmalı. Aksi takdirde, ben ve benim gibiler rencide olmaktan kurtulacaklar.

Ölülere saygıdan nasıl mermerden mezarlar yapılıyor. Öyle de yine ölülere saygıdan dolayı, en azından mezarlık duvarlarına edep ve ahlak sınırlarını aşmayacak reklamlar konulmalı !

Çağdaşlıktan, modernlikten bahsedenler, her geçen gün irticayı yeniden hortlatmak isteyen hortlaklar, nedense bu ve bunun gibi, Türk gençliğinin ahlak duygularını, hiçe sayar derecesindeki bir sapıklıkta bulunan bir durumu haber yapmazlar, pes yani ! Ayrıca, altında art niyet bulunduğu da apaçık.




Son Eklenenler

RSS

Kategoriler



Veri Tabanları



Arsiv








website counter