Archive for September, 2006

Sitemin page rankini 4′ten 5′e çıkarmak için çok çalışıyorum, ama olmuyor?

Sitemin page rankini 4′ten 5′e çıkarmak için çok çalışıyorum, ama olmuyor?

Sitemin page ranki 2 iken, daha sonra 3 ve 4’e çıkması kolay oldu. Ancak 5 olduktan sonra aylar geçmesine rağmen hala 6’ya yükseldi. Bu neden kaynaklanıyor? gibi bir soruyla çok karşılaşmışımdır.
Google, web sitelerinin page rank değerlerini, bir kısmını bildiğimiz ve bir kısmını da bilmediğimiz bir çok kriterlere göre vermektedir. Ancak, pek bilinmeyen ve bilinmesinde büyük önem olan bir şey vardır. Google’da 1 page ranke sahip olan sitenin gerçek page ranki 1-10 arasındadır. Page ranki 2 olanın ise 10-100 arasındadır. Aşağıdaki tabloyu incelersek;

Page Rank

Gerçek Page Rank

Page Rankin Artması için Gereken Değer

1

1-10

10

2

10-100

90

3

100-1000

900

4

1.000-10.000

9000

5

10.000-100.000

90.000

6

100.000-1.000.000

900.000

7

1.000.000-10.000.000

9.000.000

8

10.000.000-100.000.000

90.000.000

9

100.000.000-1.000.000.000

900.000.000

10

1.000.000.000-10.000.000.000

9.000.000.000

artışın, doğru orantılı değil, logaritmik olduğunu görürüz.

Web sitenizin page rank 5’ten 6’ya yükselmesi için, istatistiksel değerinizin tam 900.000 artması gerekir. İşte bu nedenle, page rank değeriniz ne kadar artarsa, web sitenizi bir sonraki page rank değerine yükseltmeniz için gereken performans da çok daha fazla artar. İşte bu yüzden, 7-8 gibi page rank değerlerine ulaşmak çok zordur.

Dünyaca ünlü Yahoo, Intel gibi firmaların page ranki hala 9. Türkiye’nin en yüksek page rankli siteleri ise Sabah ve Zaman gibi gazete siteleri ve page rank değerleri 6’yı geçmiyor. Bu nedenle, web sitenizin page rankini arttırmak için çok emek harcamalı ve çok kaliteli içerikli siteler hazırlamalısınız ki, diğer siteler sizin web sitenize link versin.

Meşe palamutu deyip geçme

Meşe palamutu deyip geçme

İnsanoğlu bazı şeyleri her gün gördüğü zaman alışkanlığa, Osmanlıcasıyla ülfete bürünüyor ve gördüğü şeydeki ilahi sanatı unutuyor. Her gün, aynı ağaçların altından yürürken, ağaçların ne olduklarını, ne yaptıklarını, hangi vazifelerde görevlendirildiklerini düşünemiyor.Meşe palamutu denilen Kayıngiller’den olan ağaç türü, sıkça karşılaştığım ağaçlardan biridir. Ancak, bende oluşan ülfetten dolayı, o kayın türü ağaçlardaki meşe palamutunu, güzün oluşan daha sonra yere dökülen ve hiç bir şeye yaramayan bir şey olduğunu sanıyordum. Ancak yanılmışım. Allah-u Teala’nın her yarattığı şey gibi, meşe palamutunun bile inanılmaz faydaları ve vazifeleri varmış.

Meşe palamutunun fındığa benzeyen, ancak fındıktan büyük ve yeşil olan meyvası, ishal önleyici olarak kullanılıyormuş. Ayrıca hayvan yemi olarak da kullanılıyor. Artık, hangi hayvanlar yiyor bu palamutu bilmem ama, boya ve deri sanayiinde de kullanılıyormuş.

Ayrıca, bir ilginç kullanım alanı da, meyvesinin kabuğu soyulduktan sonra, kavrularak toz haline getirilerek, kahve olarak içilebilmesi. Ayrıca , bunu da yeni duydum: Meşe palamutunu Türkiye ihraç ediyormuş. Vay be, elimizdeki en mükemmel kaynakları kullanamayan, işleyemeyen vatanımın insanı, bu meyveleri ihraç ediyor. Şaşılacak bir şey doğrusu !

İnsanoğlunun meşe palamutundan yapabilecekleri, şimdilik bunlar. Ancak ilim ilerliyor. Yarın ne olacağını kimse bilmez. Belki palamutun tadı iyiyse, soframızda zeytinin yerini bile alabilir :)

Tarık Solak Production

Tarık Solak Production

Tarık Solak adında bir organizatör var. Bilirsiniz, Show Tv’de arada çıkan ve aralarında bazı Türkler’in de bulunduğu organizasyonu yapan Türk asıllı, zannedersem Avustralyalı da olan bir vatandaş.Bu adam, eski bir kick-boxçu. Sonra bırakmış sporu. Ardından kafayı çalıştırmış. Nasıl para kazanırım, diye. Ne yapmış? Toplamış, kick-box dünyasından beş-altı adet boksör, ellerine biraz para tokuşturmuş ve kendi hazırladığı turnuvaya davet etmiş.Turnuvayı düzenlediği spor salonlarından veya otel resepsiyonlarından kırdığı paralarla, hem kendi kazanmış, hem de kick-box federasyonundan bu turnuvaları yönetmek için çağırdığı hakemlerin ve boksörlerin ücretlerini vermiş. Arta kalanı ise ne yapmış ? Ne yapacak, sermaye yapmış, beyefendi.Peki, en son ki icraatı ne? En son ki icraatı, Show Tv ile anlaşarak, önceden yaptığı organizasyonların benzerini, Türkiye’de de yaparak, öz ülkesinden de para kazanmak olmuş.

Beyefendi çıkartıyor ortaya, Gürkan Özkan, Apaçi vs. adındaki boksörleri bu Türk’tür, bu Müslüman’dır, felan diyerek dövüştürüyor. Bizim şakşakçı milletimizde alkışlıyor onları. Kazananların eline, biraz daha fazla para sokuşturuyor. Bilet paraları, tv yayın hakları nedeniyle Show Tv’den aldığı paralar ve dünya televizyonlarına pazarlayarak kazandığı paralarla, Tarık Solak Production, böylece bir organizasyonu daha hayırlı bir şekilde tamamlamış oluyor.

Show Tv, aynı yayın saatleri içerisinde yayınlayacağı bir tv dizisine ödeyeceği paradan daha fazla vermiyordur Tarık Solak’a. Ayrıca, diziden elde edeceği ratingten, kat kat daha fazla rating elde edince, doğru orantılı olarak alacağı reklam sayısı ve değeri artacağından, ben de tv’nin sahibi olsam, bende çağırırım Tarık’ı. Bugün Antalya’da, yarın Ankara’da, yap yapabileceğin kadar organizasyon derim. Böylece, alan razı veren razı olunca, sorun da olmuyor.

Show Tv’nin amacı para değil de sporu insanlara ulaştırmak olsa, Avrupa ve dünya boks şampiyonlarını canlı olarak verir. Ne yazık ki, Show Tv’de, dört büyükler dışında, hiç bir spor organizasyonu, canlı olarak verilmez.

Ancak, bilinmeli ki, Tarık Solak denilen adam, paraları götürüyor. Biz ise aval aval bakarak, izliyoruz. Ne diyelim, çok büyük bir organizatörmüş (!).

Arama Motorlarının Tarihi Gelişimi

Arama Motorlarının Tarihi Gelişimi

Modern anlamda ilk internet siteleri, 1993 yılında, bazı Amerikan kolejlerinin hazırladığı sitelerle ortaya çıkmıştı.
Ancak, ilk arama motoru 1990 yılında, Kanada Montreal Üniversitesi’nde bir öğrenci olan Allan Emtage, Bill Heelan ve Peter J. Deutsch tarafından oluşturuldu. Bu motor, üniversitedeki ve üniversiteye ait bazı birimlerde bulunan makineler arası FTP arşivlerini tarayarak, bu arşivlerdeki dosyalardan ilkel de olsa bir arama listesi oluşturuyordu. Ve dosya arayan kişiler, dosya ismini tam olarak yazdıklarında, Archie FTP listelerinde bulduğu sonuçları sıralıyordu. Bu arama motorunun ismi “archie” idi. Yani, arşiv arama.
Daha sonra yine Kanada’da Veronica-Jughead ikilisinin çalışmalarıyla “archie” sistemi daha da geliştirildi.

Bu gelişimler, internetin yayılmasıyla daha da gelişti. Ve daha sonra motorların web sitelerinin sayfalarını tanıma amacıyla bot sistemi geliştirildi. Bu sistemler, kullanıcıların aradıkları kelimelerle, aranılan web siteler arasında, içeriği en uygun sonucu bulmayı hedeflemektedir. Günümüzde bot sistemi her geçen gün daha da fazla gelişmektedir.

Günümüzün çağdaş arama motorlarının ilk örneği ise Web Crawler’dır. Washington Üniversitesi’nde geliştirilen Web Crawler, sitelere ait bütün sayfaları arayıp tarama yeteneğine sahipti. Kısa süre sonra AOL tarafından satın alına Web Crawler, American Online’ın Netfind arama motorunda kullanılmaya başlandı.

Web Crawler’ın çıkışının hemen ardından Lycos, Infoseek ve Altavista geliştirilen diğer arama motorları oldu.

İlk arama motorları arasında Fast Search (daha sonra Yahoo tarafından satın alındı), 200 milyon web sayfasını tarama yeteneğine sahip olan ilk arama motoruydu. Günümüzde, milyarlar sayfaları sadece birkaç saniyede arayarak sonuçlar veren bir çok arama sitesi mevcuttur.

Ayrıca, günümüzde klasik anlamdaki arama motorlarının yanı sıra, video ve fotoğraf bulma, iş bulma, pazarlama, insan kaynakları gibi konular hakkında özelleşmiş arama motorları bulunmaktadır.




Son Eklenenler

RSS

Kategoriler



Veri Tabanları



Arsiv








website counter